CHP lideri Baykal Deniz Feneri olayı çok ciddi ve büyük bir olaydır.Bu olay demokrasi, yolsuzlukla mücadele ve basın özgürlüğü olayıdır.
CHP lideri Deniz Baykal, bir süreden beri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında bir tartışma yaşanıyormuş gibi görüntü verildiğini belirterek, Deniz Feneri olayının aslında çok ciddi ve büyük bir olay olduğunu söyledi. Baykal, Deniz Feneri iddinamesinde Başbakan'ın adının geçmesi için de, "Bu dünyanın her yerinde bomba haberdir" dedi. CHP lideri, bugün düzenlediği basın toplantısıyla Deniz Feneri soruşturması ve Erdoğan-Doğan polemiğini değerlendirdi: 41.6 MİLYON EURO KAYNAK TOPLANDI “Bir süreden beri sayın Başbakan ile bir medya patronu arasında bir tartışma yaşanıyormuş gibi görüntü veriliyor. Konunun iki boyutu var. Deniz Feneri yolsuzluğu ve basın özgürlüğü... Deniz Feneri yolsuzluğunu son dönemde yapılan araştırmalar sonucu Alman yargı organları marifetiyle ortaya konulmuştur. Deniz Feneri insani amaçlarla kurulmuş bir örgüttür. Türkiye'de de parelel bir örgüt vardır. İnsanlar iyi niyetle dini dayanışma duygularını değerlendirerek bu yardım kampanyalarına katılmıştır. Yardım kampanyaları insanı duygular istismar edilerek yapılmıştır. 41.6 milyon euro kaynak toplandığı ortaya çıktı. O PARALAR SİYASİ HEDEF İÇİN KULLANILDI Daha sonra Türkiye'de bazı şirketler kurulmuş, kuryeler kullanılmş, kaynaklar aktarılmış, ve Alman savcılığı buradaki paraların usulsüz bir şekilde Türkiye'ye gönderildiğini tespit etmiştir. Bu paraların Türkiye'ye aktarıldığı ve bir televizyonunun ihtiyacları doğrultusunda kullanıldığı tespit edilmiştir. Olay her yönüyle fevkalade ciddi ve önemli bir olaydır. O paralar bu amaçlardan daha farklı bir biçimde siyasi hedefler için kullanılmıştır. Bu çok önemli bir tablodur. Açık bir sistemli aldatmaca vardır. Bu çok ciddi bir suçtur. Bu gerçekleşmiştir. Bunu biz Almanya'dan öğreniyoruz. Bir ayağı Türkiye'dedir. Türkiye'de pek çok kişinin adının geçtiği bir durumdur. Ne yazık ki biz bilgilerimizi Almanya'daki iddianameden alıyoruz. OLAY ALMANYA'DA PARA TÜRKİYE'DE Olay Almanya’da yaşanmıştır ama para Türkiye gelmiştir. Türkiye’de pek çok kişinin adının geçtiği olay söz konusundur. Almanya’da savcılık bu olayı incelemiş ve resmi bir iddianame düzenleyerek iddiaların daha iyi anlamasını sağlamıştır. Bu iddianame de bizim elimizdedir. Almanya’daki yardım paralarının Türkiye’ye intikal ettirildiği alman savcılığı tarafından tespit edilmiştir. İstismar edilerek toplanan paralar, Türkiye’ye aktarılmıştır. Olay ciddi, büyük bir olaydır. Soruşturma sürecinde siyasi etki yapılmıştır. PARAYI VEREN 7 DEFA İTİRAF EDİYOR "Milli Görüş ve AKP'nin siyasetine sıkı sıkı bağlıymışlar. Soruşturmaya siyasi etki yapılmaya, tutuklulara mani olmaya çalışılmıştır." Bunu söyleyen Alman savcı. 2-2-2005 tarihli nitelendirilen, herhangi bir meblağ belirtilmeyen alındı belgesinde Mehmet Gürhan'a Firdevs Ermiş'ten Türkiye Başbakanı'na (O tarihte Erdoğan) Doğu Asya'da tsunamiden zarar görmüşlere verilmek üzere teslim edildiği belirtiliyor. Bunu parayı teslim eden söylüyor, 7 defa soruluyor... 7 defa doğruluyor. Mehmet Gürhan da "Evet aldım" diyor. BOMBA HABER Bu dünyanın her yerinde büyük bomba haberdir. Bunun görülmemesi hiçbir demokratik basın ülkesinde mümkün değildir. Alman savcılığının resmi iddinamesinde tutuklu iki sanık, Başbakan'ı vermek üzere aldım-verdim diyorsa Türkiye'de bu daima büyük haberdir. Basın özgürlüğü olan ülkede bunun örtbas edilmesi mümkün müdür? Şaşırtıcı olan bu olayın Türkiye'ye yeterince yansıtılamamasıdır. Başbakan, "Ben Mehmet Gürhan'ı tanımıyorum" dedi, ama gazetelerdeki fotoğraflar (Gazeteport'ta da yayınlandı) Başbakan'ın Gürhan'ı tanıdığını gösterdi. Bu fotoğraf neden ana medyada yer almıyor? Böyle basın özgürlüğü olur mu? YARGININ ADIM ATMAMASI ÇOK ACI Deniz Feneri yolsuzluğu büyük bir yolsuzluk. Toplanan paraların AKP'nin yayın organlarına aktarıldığı ortaya çıkmıştır. Bu konuda üzüntü verici olan şu. Türk yargısının, Türk adliyesinin somut bir adım atmamış olmasıdır. Bu çok acı bir manzara." BAŞBAKAN TELAŞA KAPILDI "İkinci boyutu ise Başbakan bu tablo karşısında telaşa kapıldı. Kaygılandı. Birbiri ardında yolsuzluk iddiaları döküldü. Çorap söküğü gibi AKP'nin içine girdiği yolsuzluklar ortaya çıkıyor. Başbakan diyor ki, "Biz bunları nasıl haber yaparız" Burada ciddi bir basın özgürlüğü konusuyla karşı karşıyayız. Başbakan'ı üzecek haber yapılacak ya da yapılmayacak. Böyle hukuk devleti olur mu? Korkuyorum Türk medyasında otosansür uygulaması yapılacak. Çok vahim bir manzara. Hiçbir zaman Türkiye böyle teslim olmamıştı." BAŞBAKAN'IN YAPTIĞININ ADI ŞANTAJCILIK "İlişkiler, temaslar ortada. Başbakan neden bastırmaya çalışıyor. Gerekiyorsa yalanlasın. Ama yapamaz. Çünkü kendisi de işin içinde. Başbakan yıldırmayı deniyor. Sayın Doğan'a 1 hafta süre veriyor. '1 hafta bakacağım yayınlarına, eğer beni kızdırmaya devam edesen haftasonu senin hakkında neler söyleyeceğim? Beklediğinm yayıncılığı yaparsan görürsün' diyor. Bunun adı şantajcılık. Başbakan'ın şantaj yapmak doğru mu? 'O resimleri basma. Bu konuları haber yapma. Neden Sabah'ın Atv'nin satın alınmasını sağladım?' diyor. Bu basını tutsak alma çabaları. Başbakan olayın bu boyutunu kişisel sürtüşmeye çekmeye çalışıyor. Tartışma sırasında da ilginç bilgiler alıyoruz." PUTİN VE BERLOSCONI'Yİ İŞİN İÇİNE SOKUYOR "Sayın Doğan dün akşam ifade etti. "Rafineri için ziyaret ettim. Ortaklarım var. Ben de dağıtım şirketine sahibim burada. Ruhsat istedim. Bana diyor ki 'hayır biz onu Çalık'a vereceğiz' dediğini söylüyor. Doğan, "Serbest rekabet. Onlara da ruhsat verin bana da verin" dediğini söylüyor. Başbakan'ın bu işin içinde Putin ve Berlusconi'nin olduğunu söylüyor... Bu acı bir olay. Hiçbirşey olmamış gibi hayat devam ediyor. Başbakan Türkiye'deki rafineri kurma girişimiyle ilgili olarak yabancı devlet adamlarının isimlerini de işin içine sokarak bir gruba nasıl destek olduğunu ilan ediyor. Bu tablo karşısında Başbakan, işin esasıyla ilgili olarak net açıklamalar yapmalıdır. Deniz Feneri konusuyla ilgili, Mehmet Gürhan'ı tanıyor mu tanımıyor mu, para kendisine mi gelmiştir, gelmemiş midir.. Bunlarla ilgili açıklama yapmalıdır. Ortada ciddi iddia var. Bu ilişkiler aydınlatılmalıdır. Gerçi Başbakan'ın söyledikleri güven verici olmuyor. Para geldi mi gelmedi mi, para kullanıldı mı kullanılmadı mı? Başbakanlık bu olayın neresinde duruyor, aydınlatılması gerek. Putin-Berlusconi işini sayın Başbakan'ın ağzından dinlemek isteriz. Doğan'ın girişimini reddedip Çalık'ın girişimini kabul ederken, Putin ve Berlusconi'nin bu işte olup olmadığını Başbakan açıklamalıdır." "Türkiye bir demokrasi krizi içindedir. Başbakanlar Türkiye'yi kimin ne yapacağını kimin ne öğreneceğini kendileri kararlaştırarak yönetmen konumunda olamazlar. Başbakan'ın böyle müdaheleye hakkı olmadığını anlaması lazım. Demokratik kültürü Başbakan'ın özümsemesi sağlanmalıdır. Bu yaşanan olayların özellikle yolsuzluk boyutu ayrıntılarıyla ortaya çıkmalıdır. Olay itişme kakışma, medya patronu ile Başbakan arasındaki tartışma değildir. Bu olay, demokrasi olayıdır, yolsuzlukla mücadele olayıdır, basın özgürlüğü olayıdır. Buna sessiz kalınamaz." "Meclis’in açılmasıyla birlikte bu konuyu Meclis’e de götüreceğiz. Türkiye’nin sindirilmesine sessiz kalamayız. Bu süreci dışardan seyredemeyiz. Biz mücadelemizi direncimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu olay AKP-CHP olayı değildir. Son Güncelleme : 08-09-2008 14:52
|