| Tarih: 01-11-2008 14:25
|
Okunma Sayısı : 48  |
Beğenilme : 1 |
Yayınlama yeri : Yazarlar, Arslan Ariç |
İstanbul 5. İdare Mahkemesi, Cemil Ekşi’nin İç İşleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmasını “hukuka aykırı” bularak “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. Mahkeme kararında açıkça şunu söylüyor “ Kanuna göre yerel yönetim organlarının geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırılması için görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılmış olması lazım. Cemil Ekşi hakkında açılmış bir soruşturma veya kovuşturma bulunmuyor. Görevden uzaklaştırma da “hukuka aykırılık” bulunmaktadır. “hukuka aykırılığı” açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğuracağından kararın “yürütmesinin durdurulmasına” oy birliği ile karar verilmiştir” Peki, Bakanlığın bir Belediye Başkanını görevden uzaklaştırma yetkisi yok mu.. Elbette var. Ama bu görevden uzaklaştırmanın bir takım sebepleri olması lazım. İşte bu gerekçeler olmadığı için mahkeme bu “ görevden uzaklaştırılma” nın “hukuka uygun” olmadığına karar verdi. Kimse kusura bakmasın, bana göre Cemil Ekşi’ye yapılanlar tamamen siyasidir. Bunun böyle olmadığını anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Cemil Ekşi hakkındaki iddiaların tamamına yakını çok eski tarihlidir. O tarihlerde de gündeme getirildi. Neden o zaman görevden uzaklaştırılmadı. Demek ki mesele bu değil.. Mesele Cemil Ekşi’nin Tuzla Belediye Başkan adaylığıdır. Çünkü kamuoyu yoklamaları ve anketler, Cemil Ekşi’nin açık ara önde olduğunu gösteriyor. Tuzla elden gidiyor. İktidar ise neye mal olursa olsun Tuzla’yı kaybetmek istemiyor. Mesele budur… Dilerim, AKP hükümeti ve Bakanlık, mahkemenin bu kararını kan davasına dönüştürmez ve yargı karına saygılı olur.. Şahsen benim “müfettiş göndererek, soruşturma açarak, inceleme başlatarak, görevden uzaklaştırarak, korku politikaları yaratarak insanları sindirmeye çalışanların, Mahkemenin bu kararına saygılı olacaklarına inancım yok. Eğer yanılırsam o zaman demokrasi kazanacak Türkiye kazanacak..Bundan da mutluluk duyar,ön yargılarımdan arınırım. Neden mi böyle düşünüyorum.… Hafızalarımızı bir yoklayalım.. Şehitlere “kelle” dediği için Başbakan’ı 3 kuruşluk tazminat’a mahkum eden Kartal Adliyesi’ndeki hakimin başına gelenleri kimse unutmadı. Başbakan televizyonlara çıkıp hakimin verdiği bu karara tepki gösterdi, ertesi gün anında hakim hakkında soruşturma başlatıldı. Müfettiş gönderildi. Odası basıldı dağıtıldı. Hakime hanımın pisikolojisi bozuldu. Bu mudur yargı bağımsızlığı.. Yargının en tepesindekiler bile, bu ülkede yargının bağımsız olmadığını söylüyorlar. Bağımsız yargıya bu baskıyı yapanların, emirlerinde çalışan müfettişlerin ve bürokratların, tarafsız görev yapacaklarını, sağlıklı karar vereceklerini kim söyleyebilir. Öyle Müfettiş göndermekle, Bakan emriyle görevden uzaklaştırmakla, korku politikaları üretmekle siyaset yapılmaz.. Çıkarsınız meydanlara projelerinizi, yaptıklarınızı yapacaklarınızı anlatırsınız, millet kimi isterse oyunu ona verir. Demokrasi dedikleri de bu değil mi zaten.. Biz neden bu meret demokrasiyi içimize sindiremiyoruz. Anlamakta zorlanıyorum.. Son bir not, Tuzla olayı daha çok şeye gebe, benden söylemesi.. XX XX XX Cemil Ekşi’nin görevine dönüp dönmeyeceği konusunda, Mehmet(Soyadı ve görevi bende saklı) isimli bir dostumla Takım elbisesine iddiaya girdik. O “dönemez “ demişti, ben “döner” demiştim. Ben kazandım. Şimdi elbise için çağırmasını bekliyorum. Diğer tanıdık Mehmet’lere de çağrım var, gelin istediğiniz konuda sizinle de iddiaya girelim. Ama bu sefer, ucuz olmaz ona göre.! Son Güncelleme : 01-11-2008 14:25
|